15 Mayıs 2011 Pazar

Fotoğraf Akımları- Strüktüralizm

                                         Richard Hamilton: Interior with Monochromes 1979
                                                       Mari Mahr 1983
           
                                                Andy Warhol: Self Portrait
                    Richard Hamilton: oming trends in men's wear and accessories
                
                                                 Robert Rauschenberg: May the Heaven Smile
                             
FOTOĞRAF AKIMLARI – STRÜKTÜRALİZM
Strüktüralizm, 1950 ve 60 lı yıllarda insan kültürününgöstergebilim (bir işaretler sistemi gibi) olarak incelendiği  Fransa ‘da entellektüel bir hareket olarak gelişti. Strüktüralist hareket dilbilimin babası kabul edilen Ferdinand de Saussure öncülüğünde Prag ve Moskova okullarında gelişti. 20. yy ikinci yarısında akademik alanda görüldü ve dil analizi, kültür ve toplum analizi ile ilgili akademik alanlara doğru büyüyerek popüler hale geldi. Strüktüralist düşünce tarzı antropoloji, sosyoloji, psikoloji, edebiyat eleştirisi, ve mimarlık olmak üzere farklı alanlarda  uygulandı. Strüktüralizmin önemli düşünürleri arasında dilbilimci Roman Jakobson, antropolojist Claude Lévi-Strauss, filozof ve tarihçi Michel Foucault, Marksist filozof Louis Althusser, psikiyatrist  Jacques Lacan, ve edebiyat eleştirmeni Roland Barthes sayılabilir. Strüktüralizm entellektüel bir hareket olarak, 1960 ‘larda Fransa ‘daki varoluşçuluğu (existentialism) temel almıştır.
Strüktüralizm kültürün belirli bir alanının yapı ile anlaşılabileceğini iddia eder. Allison Asiter ‘e göre farklı strüktüralizm biçimlerine göre yaygın dört fikir vardır.
  1. Yapı, bütünün parçası olan her bir unsurun konumunu belirler.
  2. Her bir sistem bir yapıya sahiptir.
  3. Yapısal kanunlar değişimden ziyade birarada varolma ile ilgilidir.
  4. Yapılar yüzeyin altında yatan gerçek şeylerdir veya anlamın görüntüleridir.

STRÜKTÜRALİZM’in Fotoğraf ve Diğer Sanat Dallarına Olan Etkisi

Strüktüralizmin fotoğraf ve diğer değişik sanat dalları üzerinde görülen temel etkilerini aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:
  • Strüktüralizmde akademik olarak dil, edebiyat, ve daha üst düzey düşünsel, dilbilim, sosyal ve kültürel yapılar ve yapısal ağlar arasındaki temel elemanların etkileşimİ incelenmeye çalışılmıştır. Bu ağlar vasıtası ile anlam bir kişi, sistem ve kültür içerisinde üretilir.
  • Alvin Langdon Coburn: Vortograph bazı fotoğrafçılar için tasarım, şekil ve yapı, konudan daha önemlidir. Önceden tasarım yapılarak çok değişik görüntüler elde edilir.
  • 1920′li yıllarda ressamlar ve fotoğrafçılar “görsel deney” yapmak fikrinden yola çıktılar.
    Fotogramlar, optik pozmalar, solarizasyon ve diğer müdahale teknikleri geleneksel görüntünün değişmesinde etkili oldular.
  • Müdahale, fotoğrafı resme benzetmek değil soyut veya yarı soyut yeni fotoğraflar üretmeye yarayan yeni bir kaynak olarak kullanılmaya başlandı.
  • Ilk soyut calismalar olan Alvin Langdon Coburn‘un vortograflarında olduğu gibi bu çalışmalar Dinamizm’i de içine alır.
  • Kameralar daha önce dikkat edilmeyen pek çok doku ve konunun ortaya çıkarılması için kullanıldılar.
  • Alışılmadık açılar kullanmaktan yakın çekimlere, yansımalardan gölgelere kadar her şey bu yeni soyut bakışın içinde yer aldı.
  • Günümüzde, fotoğrafın şekil ve deseni yorumlayışı ve ifade edebilme yeteneği bütün dünyada kabul edilmiştir.
______________________________________________________________________________
MEDYALARI BİRLEŞTİRME

  • Fotoğrafçıların diğer sanat dallarında yer alan fikirler ve tekniklerden yararlanmasında olduğu gibi, özellikle strüktüralist / yapısalcı – soyut çalışan ressamlar da fotoğrafçılardan etkilendiler.
  • Ressam ve kolaj sanatçısı Richard Hamilton, (birçokları tarafından çalışmaları pop art hareketinin başlangıcı olarak kabul edilir. 2 ve 3 boyutlu birleştirdiği resimlerinden sonra, fotoğrafı, grafik, çizgi ve boya ile birlikte kullandı.
  • Pop artın önemli isimlerinden Robert Rauschenberg yırtık fotoğraf ve kartpostal parçaları ile değişik dünyaları hayal dünyamıza taşıdı.
  • Andy Warhol’un mozaik yapıdaki fotoğraflarının tekrar eden yapısı içinde mimikler yeralmaktaydı.



 ______________________________________________________________________________
Mari Mahr
  • Basit cansız nesneleri alır ve onları garip, tanınmayacak bir biçime sokar.
  • Fotoğrafları, fotoğrafın fotoğrafıdır ve bir öncekinin çerçevesi görülür. Sonuçtaki görüntü iki boyutludur.
  • Kimi zaman üç boyutlu nesneyi, baskı üzerinde kullanarak 2-3 boyutun karıştığı fotoğraflar elde eder.
  • Mahr’ın işlerinin çoğu siyah beyazdır. Bazıları boyanmıştır ve gum bikromat tekniği ile basılmıştır.
  • Tüm bu teknikler fotoğrafın bildiğimiz gerçekçiliğini yok etmekte ve oldukça uç noktalarda soyut görüntüler elde etmektedir.
_____________________________________________
SANATIN STRÜKTÜRALİZM VE SOYUTLAMA ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
  • Yapısalcılık, her ne kadar 19. yüzyılda başlasa bile akademik olarak 1958’de ilgilenilmeye başladı, 1960 ve 70’lerde zirveye ulaştı.
  • Önemli deneysel soyut veya yarı soyut çalışmalar fotoğrafçıların değil, ressamların çalışmalarının arasından çıkmıştır. Sanat dünyasında bu konuda önemli iki akım vardır. Her ikiside Kübizm’den hareketle ortaya çıkan Dadaizm ve Konstrüktivizm’dir. Dadaizm ve Konstrüktivizm ayrı bir bölüm olarak incelenecektir.
  • Bütün dadaist ve konstrüktivist akımlar / eğilimler günlük eşyaları yeni alışılmadık etkiler yaratılması için kullanırlar. Fotoğrafik görüntünün getirdiği değişik etkiler, ressamların deneysel çalışmalarını da etkilemiştir.
_________________________________________________________________________
STRÜKTÜRALİZM ‘de ÖNEMLİ İSİMLER
  • Strüktüralizm’in yalın fotoğraflar yapan Amerikalı fotoğrafçılar ve Edward Weston, soyut çalışan Avrupalı fotoğrafçılar, Nagy ve Man Ray yani Bauhaus’a kadar geniş bir yelpaze üzerinde etkisi olmuştur.
  • Yaratılmış bir kompozisyon ile çalışmanın en iyi tarafı defalarca deneme yapılabilmesine imkan vermesiydi.
  • 1920′lerde Alexander Rodchenko ve özellikle Andre Kertesz fotoğrafın yapısına zengin bir kaynak oluşturan toprak dokusunun ayrıntılarını alışılmadık açılar kullanarak çektiler.
  • Weston, Kertesz ve Brandt’ınkiler oluşturulmuş kompozusyonlardır. Weston, konunun kendisini kullanır ve fotoğrafik malzemenin sağladığı tüm ayrıntı ve tonlardan yararlanır.
  • Kertesz ise, kübistlerden etkilendiği dönemde çektiği nü’lerinin şekillerini deforme etmiştir.
  • Man Ray nü çekerken genellikle yatar pozisyon kullanır ve perspektif kurallarından yararlanarak şekilleri bozar, alışılmadık noktalardan keser. Kişilikleri ortadan kaldırır. Doğada veya iç mekanda gövdeler, görüntünün herhangi bir parçasıdır. Genellikle aşağıda bir noktaya kamerayı yerleştirir. Konularda ten, ara tonlar kaybolduğu için düzgün bir taş gibi görünür. Bu sonucu yarartmak için kendi geliştirdiği solarizasyon tekniğini ustaca kullanmıştır. Çok kısık diyafram ve çok geniş açılar kullanır. Fotoğraflarda olağanüstü alan derinliği yaratılmıştır.
_________________________________________________________________________
Franco Fontana
  • İtalyan fotoğrafçı Fontana biçimleri ve renkleri soyutlama yapabilmek için kullanır.
  • Fotoğrafı son derece yalındır. Kameranın gördüğünü aktarır, müdahale etmez ve genellikle yakın çekimler yapmaz.
  • Çoğunlukla uzak bir noktadan teleobjektif ile doğa içindeki renk şeritlerini çeker.
  • Bazen hareket eden bir cisimdeki ayrıntıyı pozlama süresini uzatarak yokeder.
  • Alışılmadık derinliği, yokedilmiş perspektifi, sonsuz netliği ve referanssızlığı yüzünden fotoğraflarda gerçekler saklanmış durumdadır.
  • Her görüntü ışığın yönüyle elde edilmiş tek düzlem üzerinde birbiriyle ilgisiz renkler, şekiller, tonlar ve dokulardır. Kare içindeki oranlar ölçülüdür.

_________________________________________________________________________
Christian Vogt
  • İsviçreli fotoğrafçı Vogt’un işleri dramatik basitliği, modellerde kişiliklerin ortadan kaldırılmışlığı ile kendini gösterir.
  • Sanatçı ticari fotoğrafı Basel’de öğrendi. İsviçre’de kendi stüdyosunu kurmadan önce, Münih ve Londra’da fotoğrafçılarla çalıştı.
  • Okul eğitimi, fotoğrafı teknik olarak kontrol edebilme yeteneğini kazandırdı.
  • Stüdyosunun ticari başarısı, ticari işinin yanında daha kişisel projeler üzerine çalışmasını sağladı.
  • Vogt, görsel öğelere ağırlık vererek seri fotoğraf veya “portfolio” hazırlamak şeklinde çalışır.
  • Her fotoğraf tek başına bütündür, tamamlanmamış bir eserdir, ancak diğerleri ile güçlenir. Bazıları zaman ve boşluk fikrini sorgular. Diğerleri ise şekiller üzerinde renk ve ışığın etkisi ile ilgilidir.
  • Fotoğrafları isimsizdir. Bu şekilde de fotoğrafçının kendisini ortaya koyabileceğini savunur.
  • Fotoğraflarının birçoğundaki tarafsızlık ve düşünsellik onlara rüya etkisi katar.
  • Vogt, fotoğraflarının sadece güzel veya iyi olmadığını, onu seyredenin düşünmeye itildiğini savunur

_________________________________________________________________________
Rene Burri
  • İsviçreli fotoğrafçı Rene Burri siyah beyaz ve renkli çalışır.
  • Fotoğraflarında temiz bir görüş, belirgin bir kompozisyon, güçlü çizgiler ve canlı renkler vardır.
  • Fotoğraflarında nesnelerin geri kalmış yönlerini güçlü bir tasarım kullanarak dış görünüşleri kadar net bir şekilde ortaya koyar.
  • Anlamlı gölgeleri, yarı soyut, geometrik etkiler taşıyan kaba blokları kullanır.
  • Burri’nin fotoğraf-hikayelerinde modern mimari yer alır.
  • Gazeteciliği sırasında belgesel tarzda insanı fotoğraflamıştır.

_________________________________________________________________________
  • Aaron Siskind, soyut görüntü yaratmak için bahçe teli gibi nesneleri fotoğrafın temel malzemesı olarak kullanır. Yakın çekim yapmak ve yalın fotoğraf tekniklerini kullanarak soyut dışavurumcu tasarımlar yaratır.
  • 1940′ların sonuna kadar belgesel fotoğrafçılık yapan Siskind, nesnelerin kendi özelliklerinden faydalanıp yarı soyut görüntüler çekti.
  • Özellikle yüzeylerin dokusu üzerinde durdu.
  • Çoğunlukla yalın çekimler yaptı. Yalın fotoğrafın metodlarını kullandı.
  • Bir yüzey üzerinden soyulmuş boyalar, eski tahta, renkli duvarlar gibi çoğu zaman dikkat edilmeyen konuları fotoğrafladı.
  • Çizgiler ve şekilleri kullanarak atmosfer yarattı.
  • Onun üstü örtülü, anlam taşıyan görüntüleri eski püskü şeylerden sanat yaratmak olarak tanımlandı.
  • Bugün kullanılan birçok soyut düşüncenin babası Siskind’dir.
  • 1950′ler soyut dışavurumcu ressamlar olan Jackson Pollock ve Willem de Koonig’in çağdaşıdır.
_________________________________________________________________________
Andre Kertesz
  • 1920′lerde Paris’te başlayıp, 1930-larda Amerika’da devam eden çok uzun süren fotoğrafçılık yaşamında yaptığı işler Vogue dergisi için foto röportajlardan, özel stüdyo çekimlerine kadar uzanır.
  • Stili hem Avrupa’da küçük format belgesel fotoğrafçılıkta olan gelişmeleri, hem de tasarım ve boş alanların üzerinde çalışan “yeni Görüş”ü yansıtır.
  • Kertesz’in fotoğrafları, şaşırtıcı görüntüler ve içerikten çok geometrik yapılarıyla tanınırlar.
  • Laszlo Moholy Nagy gibi, görüntüdeki desen ve alanlar iki boyutlu bir düzlem üzerinde şekillere dönüştürülür.
  • Müdahalelerde, çerçevelemede, tonların ve çizgilerin kullanımında da ustadır.
  • Umulmadık noktalarda çok şey anlatan ayrıntıyı gören yanılmaz bir göze sahiptir. Şaşırtıcı basitlikteki benzersiz desenler ve ortamların yalınlığı ve günlük hayattaki tuhaflıkları gösteren fotğrafları vardır.

_________________________________________________________________________
  • Görüntüye, ışığın kendisini kullanarak anlamlar yüklenebildiğini göstermeye çalışır.
  • Joel Meyerowitz, Amerika’da Cape Cod’da yaptığı bazı foto röportajlarında, atmosferin sağladığı ışığa ek olarak yapay ışık kaynaklarını da kullandı.
  • Meyerowitz, gerçek nesnelerin şekilleri ile ışığın yarattığı izleri birarada kullanır.
  • Renkler onun için çok önemlidir.
  • Son derece ustalıklı bir şekilde yakaladığı sıradan görüntülerde bir “atmosfer” yaratır.


Andreas Feininger
  • Önceleri gazetecilik yapan, daha sonra öğretmenliğe dönen Feininger, özellikle gerçek dünyada yer alan gerçek nesnelerin şekilleri ile ilgilendi.
  • Kayalar, deniz kabukları gibi heykelvari formların yakından mimari yapılarını hatırlatan fotoğraflarını çekti.
  • Feininger’in birçok çalışması Karl Blossfeldt’in Yeni Objektiflik felsefesiyle ürettiği yapıtlarına paralellik gösterir.
  • Feininger hacimleri ve formların birbirine girişimi üzerinde durur.
  • Yalın fotoğraf teknikleri kullanır ve bunun insan görüşünü genişletmenin bir yolu olduğuna inanır.
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder